Nasıl Uçsuz Bucaksız Bir Hayal Gücü Geliştirilir?
Hayal gücünü iki ana kategoriye ayırabiliriz: Daha kolay olanı, ‘belirli bir imge üzerine çağrışım yapmak’; daha zor olanı ise ‘hikaye anlatmak’, yani başlangıcı, sonu ve mantığı olan çağrışımlar üretmektir.
Çağrışım Üzerine
Uçsuz bucaksız hayaller boşluktan doğmaz; bir tetikleyiciye ihtiyaç duyar. Bu tetikleyici, bir anı parçası, doğa, bir kişi, bir ses, bir kitap, bir sanat eseri gibi dünyadaki herhangi bir şey olabileceği gibi, daha önce tamamlanmış başka bir hayal de olabilir. Hayal gücü, görsel çağrışımlar şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, duygu, koku ve atmosferle ilgili çağrışımlar olarak da kendini gösterebilir.
Basit Benzerlik Çağrışımları
Bir imgeyi (imge 1) başka, görünüşte alakasız bir imgeyle (imge 2) ilişkilendirmek, en basit ve yaygın olarak görsel benzerlik yoluyla yapılır.
Örneğin: insanlar/kişileştirme, küçük hayvanlar, belirli bir manzara gibi dünyadaki her şeyle benzetmeler kurulabilir.
Çağrışım yapılan imge ne kadar genel ve yaygın olursa, o kadar geniş bir kitlede yankı uyandırır. Örneğin, anaokulu çocuklarının bile anlayabileceği çeşitli küçük hayvanlar, bulutlar, yıldızlar, deniz gibi imgeler kullanmak, masumiyeti ve çocuksu bir ruhu yansıtır. Eğer çağrışım yapılan imge, belirli bir karakter, ünlü, tablo, bilgi noktası veya bir internet espirisi gibi belli bir bilgi birikimi gerektiriyorsa, o zaman daha ‘niş’ veya ‘zorlayıcı’ bir etki yaratır.
Permütasyon ve Kombinasyon Yoluyla Yaratım
Bir tetikleyicinin adının bir kısmını, yerel biçimini, malzemesini ve işlevini değiştirerek yepyeni şeyler yaratmak mümkündür.
Örnek: At
Farklı biçimler: At + insan: sentor, at yüzlü insan; At + kuş: kanatlı Pegasus; At + boynuz: tek boynuzlu at (unicorn) vb.
Farklı malzemeler: At + buz/su: şeffaf buz/su atı; At + ateş: alev atı; At + ateş + kuş: alevli Pegasus; At + ahşap: tahta at;
At + makine: mekanik at; At + bulut: bulut atı/Ma Yun (Çinli iş insanı Jack Ma’nın Çince adı “At Bulutu” anlamına gelir); At + rüzgar: rüzgar atı vb.
Farklı işlevler: At + çeşitli süper güçler: örneğin şekil değiştirebilen, renk değiştirebilen, uçabilen, yer altına girebilen, zamanda yolculuk yapabilen, konuşabilen çeşitli süper güçlü atlar.
Zıtlıkları Tersine Çevirmek, Sezgisel Olmayan/Fizik Yasalarına Aykırı Etkiler Yaratmak
Büyük ve küçük: Devasa ve vahşi canavarlar ile küçücük, çaresiz insanlar; nazik devler/dev kediler ve küçük çocuklar.
Güçlü ve zayıf: Süper güçlü kız ve ‘muggle’ baba; doğal düşmanların arkadaş olması; kedilerin her zaman fareler tarafından taciz edilmesi.
Sert ve yumuşak: Sert sanılanın aslında yumuşak olması / yumuşak sanılanın aslında sert olması; dışı sert ama içi yumuşak robotlar; dışı yumuşak ama içi soğuk ve acımasız insanlar veya hayvanlar.
Gerçek ve sanal: Gözün önündeki gerçek gibi görünen şeyin bir projeksiyon olması; uzanıp dokunabileceğimiz yıldızlar ve bulutlar; rüyaların yenebilir olması, ağaçların ayakları çıkıp koşabilmesi…
Bir bulutu örnek alalım: Peki ya bir bulut evcil hayvan olsa ne olurdu? İple gezdirilebilen, balon gibi süslenebilen bir bulut; evcil bulutun rengi sahibinin ruh halini gerçek zamanlı olarak gösterseydi nasıl olurdu? Ya da bulutlar sert olsa ve vurulduğunda tok sesler çıkarsaydı? Bulutların kişilikleri olsa, hatta insan toplumuna benzer bir bulut imparatorluğu olsa? İnsanlar arasında sadece bulut avlayan, onları yakalayıp evcilleştirerek insanlara evcil hayvan, binek veya köle yapan ‘bulut avcıları’ olsa…
Bu şekilde beyin fırtınası yapmaya devam edersek sonu gelmez, çünkü hayal kurmanın kuralları bu kadar basittir. Yukarıdaki kurallarda ustalaştıktan sonra, uçsuz bucaksız görünen hayaller bilinçli olarak seri bir şekilde üretilebilir. Bir de bu uçsuz bucaksız hayallerin beyinde kontrolsüzce büyümesine izin verilen, oldukça yorucu ve adeta saf bir hayal alemine girilen bir durum vardır.
Önceki çağrışımların temelini kullanarak, makul bir mantık ve yapı ekleyerek, uçsuz bucaksız hikayeler yaratılabilir. Ancak bir hikaye ne kadar sınırsız olursa olsun, insandan ayrı düşünülemez; her zaman aşkı, yani insan sevgisini ya da gerçeğe ve özgürlüğe olan sevgiyi anlatır. Hikaye anlatmak apayrı ve çok geniş bir konudur ve bu benim kapasitemi aştığı için burada detaylıca ele almayacağım.
Üstün Çağrışım Nedir?
Zengin bir hayal gücüne sahip olmak için, yukarıdaki kuralları içselleştirmek ve bol bol pratik yapmak yeterlidir. Yenilik, öğrenilenleri benzer durumlara uyarlamak (genelleme yapmak) demektir; uçsuz bucaksız hayal gücü de bir tür yeniliktir. Temel prensipler büyük ölçüde benzerdir; asıl mesele, düşünce kalıplarını kırıp bunu kendi gerçek yaşamımıza uygulayıp uygulayamayacağımızdır.
Sadece basit çağrışımlar yapmak çok kolaydır. Daha zor olanı ise bu çağrışımlar arasından ‘üstün’ olanları seçmektir; bu da belirli bir estetik yetenek gerektirir ve çağrışımları tematik, yönlü ve stratejik bir şekilde seçmeyi icap ettirir. Örneğin, fotoğrafçılar genellikle gerçeklikten güzel kareler seçerken, ressamlar zihinlerinde veya gerçeklikte güzel sahneler yakalar, besteciler ise o güzel melodileri seçerler.
Belki bilgisayarların kaba kuvvet yöntemi ve yukarıdaki temel kurallar sayesinde, permütasyon ve kombinasyonlarla sayısız eser yaratılabilir. Ancak bu filtrelenmemiş eserlerin güzel olduğunu, değerli olduğunu, duygu barındırdığını veya büyük sanat eseri olarak adlandırılabileceğini söyleyebilir misiniz? Büyük ihtimalle hayır. Belki bir çöp yığınından bile biraz değerli bir şeyler çıkarılabilir, ancak güneş sistemi yok olana, evren sona erene kadar beklesek bile, bir yığın rastgele sayı arasından bir Shakespeare eseri seçmeye zamanımız yetmeyecektir. Öyleyse neden kuralları kendimiz öğrenip bizzat hayal etmiyor ve yaratmıyoruz?
Üstün çağrışımlar; ilgi çekici olmalı, insanlarda yankı uyandırmalı, onları etkilemeli ve aynı zamanda güzel olmalıdır. İlgi çekici çağrışımlar, insanlara ‘işte bu!’ dedirtecek anlar yaşatmalı; basit görünmeli ama sıradan olmamalı, beklenmedik ama mantıklı gelmelidir. İyi çağrışımlar veya yaratımlar, aynı zamanda daha fazla hayal gücü alanı barındırmalı, izleyicilerde daha fazla hayal gücü ve farklı yorumlar uyandırmalıdır. İnsanları etkileyen çağrışımlar ise samimi, iyi ve insanlığın ortak içgüdüsel duygularını barındıran; ya da kişide hoş deneyimler uyandırıp farkında olmadan içine çeken; ya da uzak bir anıyı canlandırıp yüce ve kutsal bir deneyim yaşatan, öyle ki kendine geldiğinde gözleri dolu dolu olan cinsten olmalıdır.
Hayal kurmakta iyi olmak en fazla bir hayalperest yapar, ancak en zor adım bu hayalleri somut eserlere dönüştürmek, yani onları yaratmaktır. Bu da güçlü bir icra yeteneği ve sabır gerektirir; zaten her türden sanatçının yaptığı da budur. Fikirler ucuzdur, değerli olan ise eylem ve icra gücüdür. Hayal kurmak kolaydır; neredeyse herkes gökyüzünde uçmayı hayal etmiştir, ancak çok az kişi gerçekten bir uçak yapmaya kalkışır. Daha da zor olanı ise insanları güvenle taşıyabilecek bir uçak veya roket inşa etmektir.
İlham elbette önemlidir, ancak ilham dağını aştıktan sonra aşılması gereken sayısız tehlikeli zirve ve sarp yamaç vardır. Geri kalan %99’luk ter dökmek gerekir; bu, fiziksel gücü, yeteneği ve nitelikleri sınayan bir mücadeledir; gerçek ustaların kapışması, adeta tanrıların savaşıdır.
Hayal gücü belki de sadece insanlara özgü özel bir yetenektir. Umarız hepimiz daha cesur hayaller kurarız, uçsuz bucaksız hayal gücü hayatlarımızı zenginleştirir, yarattığımız eserlere canlılık katar, duygusal deneyimlerimizi çoğaltır ve bize daha fazla mutluluk getirir.
Yukarıdaki içerik, uzun süreli gözlemlerimden, düşüncelerimden ve kişisel deneyimlerimden süzülmüştür; özellikle iki yıl önceki bir geceki beyin fırtınası notlarımdan kaynaklanmaktadır ve hayal gücüne dair kendi küçük anlayışımı yansıtmaktadır. Umarım size biraz ilham verir.