Beş Yıl Ertelediğim 'Erteleme Psikolojisi' Kitabını Nihayet Bitirdim
Yaklaşık beş yıl önce aldığım bu kitabı bir türlü bitirememiş, sürekli ertelemiştim. Nihayet tek seferde okuyup bitirdim.
Okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak adına, bu yazıda kitabın içeriğini özetledim. Alt başlıkları da genelde yeniden düzenledim. Kitapta oldukça fazla bilgi ve örnek bulunuyor; ben buraya sadece en değerli ve kilit noktaları çıkardım. Böylece hem ana hatlar daha net ortaya çıktı hem de kitabı okumak istemeyenler için bir kolaylık sağladım.
Erteleme Döngüsü
Her erteleyicinin deneyimlediği bir erteleme döngüsü: (O kadar gerçek ki!)
1. “Bu sefer erken başlamak istiyorum” Yeni bir görev aldığınızda hep özgüven dolusunuzdur; bu sefer her şeyi düzenli bir şekilde halledeceğinizden eminsinizdir.
2. “Hemen başlamam lazım” En iyi başlama zamanı geçmiş, üzerinizdeki baskı artmıştır, ancak son teslim tarihine hâlâ çok var; bu yüzden hâlâ iyimsersinizdir.
3. “Başlamasam ne olur ki?” Biraz daha zaman geçer, siz hâlâ harekete geçmemişsinizdir ve beyninizde iç çatışmalar başlar:
a. “Daha erken başlamalıydım” Çok fazla zaman kaybettiğinizi fark eder, pişmanlık ve suçluluk duygusuna kapılırsınız. b. “Her şeyi yapabilirim, bu hariç…” Bu aşamada odanızı toplamak gibi her şeyi yapmaya isteklisinizdir, ancak yapmanız gereken en önemli işi bir türlü yapmazsınız. Kendinizi meşgul tutarak işleri ciddiyetle ilerlettiğiniz yanılsamasına kapılırsınız. c. “Hiçbir şeyden zevk alamıyorum” Film izlemek, sosyalleşmek gibi keyifli aktivitelerle dikkatinizi dağıtmaya çalışırsınız, ancak bu kısa süreli eğlence yerini hızla suçluluk ve endişeye bırakır. d. “Kimsenin fark etmemesini umuyorum” Uzun zaman geçmiştir, işler hiç ilerlememiştir ve utanmaya başlarsınız. Kendinizi meşgul göstererek başkalarının kötü durumunuzu öğrenmesini engellersiniz.
4. “Hâlâ zamanım var” Son ana kadar iyimser kalmaya çalışır, bir mucizenin gecikme sağlayacağını umarsınız.
5. “Bende bir sorun var” Mucize gerçekleşmemiştir, umutsuzluğa kapılırsınız. Belki de başkalarında olan bazı şeylerden — öz disiplin, cesaret, zeka veya şans — yoksun olduğunuzu düşünürsünüz.
6. “Son Karar: Yapmak mı, Yapmamak mı? Savaşmak mı, Kaçmak mı?”
Birinci Seçenek: Yapmamak a. “Artık dayanamıyorum” Kalan zamanda görevi tamamlamak artık imkansızdır ve büyük bir acı ve işkence çekmektesinizdir, bu yüzden kaçarsınız. b. “Uğraşmaya değmez” Bu kadar kısa zamanda zaten iyi yapamayacağım, yapsam da zaman kaybı olacak, o yüzden yapmayayım dersiniz.
İkinci Seçenek: Yapmak a. “Artık oturup bekleyemem” Oturup ölmeyi beklemek çok acı verici, bari bir şeyler yapayım dersiniz. b. “Aslında o kadar da kötü değilmiş, neden daha erken başlamadım ki?” Başladıktan sonra, önceki erteleme ve çektiğiniz acının gereksiz olduğunu fark edersiniz. c. “Yeter ki bitsin” Zamanla yarışır, sadece işi bitirmeye odaklanırsınız.
7. “Bir daha asla erteleme yapmayacağım” Bu görev tamamlanmış olsun ya da olmasın, bu zorlu süreci yaşadıktan sonra bir kez daha karar verirsiniz: Bir daha asla bu döngüye girmeyeceksiniz… Ta ki bir sonraki görev ortaya çıkana kadar…
Neden Ertelersiniz?
1. Erteleme Nedeni: Başarısızlık Korkusu
“Başkaları tarafından yargılanmaktan veya kendilerini yargılamaktan korkarlar; eksikliklerinin ortaya çıkmasından, en büyük çabayı gösterdikten sonra bile başarısız olmaktan çekinirler.”
“Performansın iyi ya da kötü olmasını, bir kişinin yeteneğini ölçmenin tek standardı olarak görürler. İyi performans, güçlü yetenek ve yüksek öz değer anlamına gelirken, kötü performans kişinin yeteneksiz olduğunu kanıtlar.”
Erteleyiciler şuna inanır: Öz Değer = Yetenek = Performans
Erteleme, yukarıdaki ikinci eşitliği bozar. Performansları iyi ya da kötü olsun, kendilerini kötü performansın yeteneksizlikten değil, ertelemekten kaynaklandığına inandırarak rahatlatabilirler.
“Bazı insanlar, ertelemenin getirdiği acı verici sonuçlara katlanmayı, çaba sarf ettikten sonra istediklerini elde edememenin getirdiği utanca katlanmaya tercih ederler.”
Çözüm Yaklaşımı: Başarısızlığı Nasıl Algılamalıyız? İnsanlar başarısızlıkla genellikle iki ana zihin yapısıyla karşılaşır: sabit zihin yapısı ve gelişime açık zihin yapısı.
Sabit zihin yapısı, yetenek ve zekanın doğuştan geldiğine inanır; tüm zorluklar yeteneğinizi kanıtlamak içindir. Erteleme ise böyle bir kanıttan kaçınmak, yani yeteneksiz olduğunuzu kanıtlamaktan uzak durmak için bir kendini koruma biçimidir.
Gelişime açık zihin yapısı ise yeteneğin sabit olmadığını, değişip gelişebileceğini ve çabayla daha iyi olunabileceğini savunur. Bir şeyi hemen iyi yapmanıza gerek yoktur; hatta iyi olmadığınız bir şeyi yapmak daha ilginç olabilir, çünkü bu süreçte öğrenebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz. Performansınız kişisel değerinizi yansıtmaz; ne öğrendiğinize odaklanmalısınız. Başarı ya da başarısızlık bir kişinin yeteneğinin iyi ya da kötü olduğunu belirlemez; başarısızlık, daha çok çabalamak için bir nedendir, geri çekilmek, vazgeçmek ve ertelemek için değil.
Burada daha çok teşvik edilmesi gereken, gelişime açık zihin yapısıdır.
Dweck’in dediği gibi, “Başarı öğrenmek ve ilerlemek için midir, yoksa zeki olduğunuzu kanıtlamak için mi?“
2. Erteleme Nedeni: Mükemmeliyetçiler
Erteleyiciler genellikle şu mükemmeliyetçi zihin yapısına sahiptir:
a. “Kendilerinden çok yüksek ve gerçekçi olmayan beklentileri vardır” Genellikle ulaşamayacakları yüksek standartlar belirlerler.
b. “Sıradanlığa tahammül edemezler” Sıradanlığa tahammül edemez, yaptıkları her işin olağanüstü olmasını isterler. Erteleme, vasat bir performansı yeteneksizliğe değil, zaman kısıtlamasına bağlamalarını sağlar.
c. “Mükemmelliğin çaba gerektirmediğine inanırlar” Mükemmeliyetçiler, gerçekten başarılı bir kişi için en zor işlerin bile kolayca halledilmesi gerektiğine inanır. Bunu yapamadıklarında ise çabaları aniden durur.
d. “Yardım istemeyi reddederler” Her türlü yardım isteğini zayıflık belirtisi olarak görürler. Yardım istemek verimliliği artırsa bile, yükleri ağırlaşana kadar her şeyi kendi başlarına yapmayı tercih ederler.
e. “0 ya da 100” Proje tamamlanmadığı sürece, onlar için hiçbir şey başarılmamış demektir. Bu yüzden bitiş çizgisine varmadan önce vazgeçmek gayet doğal hale gelir.
Çoğu mükemmeliyetçi için başarı, sadece hedeflere ulaşmak veya üstün yetenekli olmakla sınırlı değildir. Birçok ailede, iyi performans göstermek onay ve sevgi kazanmanın en güvenilir yolu gibi görünür. Başarının değeri her şeyin üzerindedir; ondan daha düşük performanslar ise önemsiz ve değersizdir.
Başka bir grup mükemmeliyetçi için ise, sürekli eleştirilip küçümsenmiş, hiç takdir görmemiş olmaları nedeniyle, mükemmel performans sergileyerek saygı kazanmak tek umutlarıdır.
Çözüm Yaklaşımı: Her Şeyde Mükemmeli Aramaya Gerek Yok
Zihin yapınızı değiştirmelisiniz; her şeyde mükemmelliği aramanıza gerek yok. Kendinize hata yapma izni verin, küçük hataları abartmayın. Hata yapmak çok normaldir, hiçbir şey o kadar da kötü değildir.
Sabit zihin yapınızı gelişime açık zihin yapısına dönüştürün, kusurlara yepyeni bir gözle bakın; bu ölümcül bir darbe değil, kendinizi geliştirmeniz, öğrenmeniz ve büyümeniz için en iyi itici güçtür.
3. Erteleme Nedeni: Başarı Korkusu
Başarı elde etmenin kaldırabileceklerinden çok daha fazla çaba gerektireceğinden endişe ederler. Bu beklentileri karşılayamayacaklarını düşünür ve kaçmak için ertelemeyi seçerler.
Başarıdan sonra spot ışıkları altına girme endişesi taşırlar; insanlar ondan daha fazlasını bekleyecektir. Bu beklentileri karşılamak için kendine baskı uygulamak zorunda kalır, bir işkolik olur ve hayatının kontrolünü kaybeder; örneğin ailesi ve arkadaşlarıyla vakit geçirme fırsatlarını kaçırır. Erteleyerek başarı şansını düşürür ki, dikkatleri üzerine çekmesin ve daha fazla özgürlüğü olsun.
Başarının başkalarını inciteceğinden korkarlar, çünkü rekabet kaçınılmazdır. (Aslında insanlar o kadar kolay incinmez.)
Çözüm Yaklaşımı: Endişelenmeye Gerek Yok
Başarı bir gecede elde edilmez; adım adım, sağlam adımlarla ilerlemeyi gerektirir. Hedeflerinizi daha net belirlediğinizde ve bir hedefe ulaşmanın ulaşılmaz olmadığını anladığınızda, başarıdan korkmazsınız.
Başarı elde etmek ile hayatın kontrolünü kaybetmek birbirini dışlayan durumlar değildir. Aileniz ve arkadaşlarınız sizi anlayacak, gelişiminiz ve ilerlemeniz için mutlu olacaktır. Birçok endişe sadece öznel tahminlerdir ve aslında gerçekleşmeyecektir.
4. Erteleme Nedeni: Kurallara Karşı Gelmek, Kontrolü Ele Geçirme Arzusu
Erteleme genellikle bir kişinin bağımsızlık bildirgesi haline gelir; kişi erteleyerek insanlara şunu söylemeye çalışır: “Ben özerk bir insanım. Kendi seçimlerime göre hareket ederim. Senin kurallarına veya taleplerine göre iş yapmak zorunda değilim.”
Kontrolden kaçmak, otoriteye karşı gelmek ve uymak zorunda oldukları kurallara isyan etmek için ertelemeyi kullanırlar. Kendi fikirlerine göre yaşamak ve bağımsızlıklarını korumak isterler. İşbirliği yapmama dereceleriyle öz değerlerini artırırlar; yani ne kadar çok ertelerlerse o kadar bağımsız ve kontrol dışı hisseder, öz değerleri o kadar güçlenir.
Bilinçaltında dünyayı bir savaş alanı olarak görürler ve herkesi potansiyel olarak kontrolcü bir rakip olarak algılarlar. Çocukluklarından itibaren sıkı kurallarla yetiştirilmiş, kişisel alışkanlıklarına aşırı müdahale edilmiş, başkalarının yoğun merakı onlara bir ihlal hissi vermiş, sürekli eleştiriler özgüvenlerini kaybetmelerine neden olmuş ve çok fazla kısıtlama kendiliğindenliklerini ve yaratıcılıklarını bastırmış olabilir.
İşbirliğinin teslimiyet anlamına geldiğine inanırlar; işbirliği, sanki kendi istekleri dışında zorla yapılan bir uzlaşmaymış gibi gelir. Karşı tarafı engellemek, istediklerini elde etmekten daha önemli hale gelir; bu durum, diğer tüm düşünceleri aşan bir odak noktası haline gelir.
Erteleme, aynı zamanda bir isteği reddetmek için de kullanılır.
Bazıları ise son teslim tarihlerine (DDL) yetişerek heyecan arar.
Çözüm Yaklaşımı: Her Kurala Karşı Gelmeye Gerek Yok
Bir direnç dürtüsü hissettiğinizde, bu tepkinin gerekli olup olmadığını düşünmelisiniz. Bazen direnciniz haklı olabilir, gerçekten de sizi kısıtlamak veya kontrol etmek isteyenler vardır. Ancak çoğu zaman, direnç duygunuz kendi korkularınızdan kaynaklanır; yani o an kimse sizi kontrol etmeye çalışmıyordur.
Bir rica her zaman kontrol anlamına gelmez, bir kural kaçılamaz bir hapishane değildir ve insanlarla işbirliği yapmak da keyifli bir deneyim olabilir.
5. Erteleme Nedeni: İlişkilerdeki Yakınlığı ve Mesafeyi Ayarlamak
a. Uzaklaşma korkusu Başkalarına bağımlıdır, işleri tek başına yapamaz ve her zaman bir yol gösterici olmasını umar. Erteleme ile yakınlığı artırır, son anda birinin kendisini kurtarmasını umar ve yardım istemek için bir bahane bulur.
b. Yakınlaşma korkusu Başkalarıyla fazla yakınlaşmaktan kaçınmak, mesafe ve sınırları korumak için ertelemeyi bir reddetme aracı olarak kullanır. Ayrıca başkalarının emeğini çalmasını veya kendisinden faydalanmasını engellemeyi amaçlar.
Çözüm Yaklaşımı:
Erteleme, başkalarıyla olan ilişkilerdeki yakınlığı veya mesafeyi geçici olarak ayarlayabilir, ancak bu köklü bir çözüm değildir. Erteleme sadece ruhsal olarak büyüme fırsatınızı kaybetmenize neden olur.
İkili ilişkilerde sorunlar ve çatışmalarla karşılaşıldığında cesurca yüzleşmeli ve daha fazla iletişim kurmalıyız. İyi bir ilişkiyi sürdürürken, bağımlılık ve bağımsızlık dengesini korumak mümkündür ve oldukça önemlidir.
6. Erteleme Nedeni: Zaman Algısı Sorunları
a. Nesnel ve öznel zaman çatışması Öznel ve nesnel zamanı iyi dengeleyemezler, zaman algıları zayıftır; gelecek hep uzak ve belirsiz gelir, sadece şimdiki zamanda yaşarlar. İnsanlar arasındaki zaman algısı farklılıkları da kolayca çatışmalara yol açabilir. Şimdiki zamana aşırı odaklanıp geleceği hafife almak, uzun vadeli planların oluşturulmasını ve uygulanmasını etkiler.
Öznel zamanda yaşamayın; nesnel zamanı kabul etmeyi ve onunla uyum içinde olmayı öğrenin.
b. Zamana karşı gelmek, büyümeyi reddetmek, yaşlanmayı reddetmek
Hayat sizi hep ileriye doğru iter: mezuniyet, iş, evlilik, çocuk sahibi olmak, emeklilik… Siz erteleyerek zaman üzerindeki kontrolünüzü ve inisiyatifinizi geri kazanmak istersiniz. Büyüdüğünüzü, yaşlandığınızı kabullenmek istemezsiniz; sanki ertelemeye devam ettikçe ölüm de ertelenebilirmiş gibi gelir.
Çözüm Yaklaşımı: Gerçekliği Kabul Etmek
Ancak eninde sonunda büyüyeceksiniz, zaman her zaman akıp gidiyor, ölümden kaçış yok; bu acımasız gerçeği kabul etmeyi öğrenmelisiniz.
7. Erteleme Nedeni: Alışkanlık Haline Gelmesi
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali… Belki çocukluğunuzda yeterince teşvik görmediniz veya bir travma yaşadınız. Bu deneyimler tekrarlandıkça, beyninizdeki ilgili sinir yolları güçlendi. Daha sonra benzer durumlarla karşılaştığınızda, korkunuz bilinçaltı olarak tetiklenir ve erteleyerek kaçınmaya başlarsınız.
Çözüm Yaklaşımı: Yeni Sinir Yolları Oluşturmak ve Güçlendirmek
Beyin plastiktir (esnektir); sizi rahatsız eden kaynağın ne olduğunu belirlemeli, onunla yüzleşmeli ve yeni sinir yolları oluşturup güçlendirmelisiniz.
8. Erteleme Nedeni: Patolojik Seviye
Yönetici işlev bozukluğu, Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB/DEHB), depresyon, anksiyete, uyku sorunları vb.
Çözüm Yaklaşımı:
Hastalık varsa tedavi edilmeli.
Uyku sorunları: Kendinizin bir sabah insanı mı yoksa gece kuşu mu olduğunuzu anlamalısınız. Bazı insanların sabahları verimliliği yüksekken, bazılarının geceleri daha yüksektir. Vücudunuzun doğal ritmine uyum sağlamalı, makul bir plan oluşturmalı ve böylece az çabayla çok iş başarmalısınız.
Erteleme Hastalığını Nasıl Yenersiniz?
Erteleme hastalığını yenmenin anahtarı, sizi ertelemeye iten kök nedenini belirlemek ve onunla yüzleşmektir; temel yaklaşımlar yukarıda zaten belirtilmiştir.
Spesifik çözümler ise zaman ve enerji yönetiminden ibaret, bilindik konular aslında: (Kitabın ikinci yarısı hep bundan bahsediyor, fazlasıyla laf kalabalığı var.)
- Hedefleri çok yüksek tutmayın
- Büyük projeleri birden fazla uygulanabilir küçük projeye bölün
- Boş zamanları değerlendirin
- Kendinize güveninizi koruyun
- Her şeyde mükemmeli aramaya gerek yok
- Hayır demeyi öğrenin
- Önemsiz görevleri başkalarına devredin
- Kendinizi makul bir şekilde ödüllendirin
- Çalışma ortamınızı değiştirin
- Daha fazla egzersiz yapın
- Yeterince uyuyun
- Mutlu kalın
Herkese erteleme hastalığını en kısa zamanda yenmesini dilerim!